Blog'u izle

19 Şubat 2019 Salı

Düşünceler..


Geçen gün bir mma maçı izledim.
Maçta iri kıyım olan diğerini sürekli sıkıştırıyor,tartaklıyor, dövüyordu.
zayıf olan da  sürekli kaçıp ayakta durmaya çalışıyor gibiydi.
Maçın ilerleyen dakikalarında iri kıyım gittikçe baskıyı arttırıp bitirici yumruğunu atmaya çalışırken,
zayıf olan iri kıyımın bir anlık gardını düşürmesini fırsat bilip,suratının ortasına bir tekme attı.
İri kıyım olan  biran sendeledi,ve zayıf olan hemen üstüne çullanıp,belkide son kalan gücüyle  
ilk defa yumruklarını ard arda suratına patlatmaya başladı,
iri kıyım artık ayakta duramayacak bir halde yere yığıldı.
Hemen hakem araya girerek maçı bitirdi.
Herkes  şaşkınlık içersindeydi . Zayıf olan çığlık çığlığa bağırıp zafer naraları atıyordu.
Bu maç bana bir dövüşün ana prensiplerini bir daha hatırlattı;
Neydi iri kıyımın hatası?...
Aslında bir değil birkaç hatası olmuştu.
1.Hata…
Rakibine karşı asla gardını düşürme..
İri kıyım aslında gardını düşürmeden uzun bir süre saldırdı.
Fakat zayıf olan dayak yiyormuş gibi görünüp onun defansında zayıflık oluşturmasını 
sabırla bekledi,
ve sonunda iri kıyım yeniyorum diye saldırırken artık gardını indirmeye başlayınca ,
zayıf olan bitirici tekmeyi atıp rakibini dağıttı
Ve sonrada maçı kazandı....

16 Şubat 2019 Cumartesi

Düşünceler..


Karar vermek insanın olmazsa olmazı bir şeydir.
sizinle düşüncelerimden birini paylaşmak istiyorum;
Bazan ,aslında insan hayatı seçimlerden ibaret diye düşünürüm.
Sabah şu saatte mi kalkayım yoksa bu saatte mi?
Şu kıyafeti mi giyeyim yoksa bu kıyafeti mi?
 Kahvaltıda şunu mu yesem yoksa bunu mu?
Bu gün şu işimi mi halletsem yoksa bu işimi mi?.......
Bu örnekler uzaar da uzar.
İnsan’a bu mantıkla baktığımızda sanki bir sürü problemi çözebilirmişiz gibi geliyor .
Mesela işimizde bir problem çıktı ve Müdürüm bana kızdı.Şimdi önümde iki seçenek var;
Ya müdüre olan kızgınlığımı gün boyu hatta haftalarca düşünerek hayatımı sekteye uğratacağım.
Ya da müdüre olan kızgınlığımı bir kenara bırakıp hayatıma kaldığım yerden devam edeceğim.
Başka bir örnek vereyim;
Diyelim ki istediğimiz bir şey olmadı.!
Ya somurtup oturacağım.Ya da somurtmayı bir kenara bırakıp hayatıma devam edeceğim.
İnanın arkadaşlar bu mantıkla baktığımızda bir çok şey halloluyor.
Son bir örnek vererek bu yazımı bitirmek istiyorum.
Diyelim ki birisi sizinle kavga etmek istiyor ve sizin karşınızda,elleri yumruk olmuş bir şekilde gard almış,
Bir; kavga etmeli misiniz? yoksa etmemeli misiniz?
Diyelim kavgaya karar verdiniz; 
ilk siz mi vurmalısınız? Yoksa onun vurup açık vermesini mi beklemelisiniz?
Hadi o ilk hareketi yaptı,  bir yumruk attı ve açık verdi, 
siz açığı görüp onun kolunu mu kırmalısınız,
yoksa sadece pes ettirecek kadar kıvrandırmalı mısınız?
Bu sorular uzaaar uzaaar gider. taki kavga bitene kadar.
Aslında bütün bu yazılarımın anlatmak istediği;
İnsanoğlu halinden şikayet etmemeli, Ya onu kabullenmeli ya da değiştirmeli.
Çok sevdiğim bir dostumun dediği gibi;
“Her insan kendi tercileri doğrultusunda yaşar…

11 Şubat 2019 Pazartesi

Öğrenmek..


Öğrenmek..
Ben şöyle bir iddia ortaya atmak istiyorum. Ve diyorum ki;
İnsan oğlu hayat boyu öğrenir.
Ve ölene kadar öğrenmeye devam eder.
Evet bu benim nacizane fikrim. Ve doğru olduğuna yürekten inanıyorum.
Bu yaşıma kadar defalarca bu fikrimi destekleyen olaylarla karşılaştım.
Defalarca şahit oldum.
Defalarca bu düşünce aklımdan geçip,yine aynı fikre ulaştım.
Öğrenmek ;
her halde insanın doğasında olan 
ve asla yok edemeyeceği hatta durduramayacağı
Bir özellik olarak hayatımızı hep bir parçası olmuştur.
Bazan bunun bilincinde olup onu isteyerek yaparız,
Bazan da istemeden dahi olsa öğrenimimiz devam eder.
Mecbur olduğumuz öğrenme vardır,örneğin ders çalışmak,ödev yapmak gibi…
Mecbur olmadığımız öğrenme vardır;kimi zaman zevkten,kimi zaman da bilinçsizce
Ama öğrenmemiz her zaman devam eder..
Bunu bir örnekle açıklayacak olursam;
Aikido öğrenmek..
Evet aslında Aikido da yaklaşık 11 temel teknik vardır
Ve bu birkaç sene içersinde tüm varyasyonlarıyla öğrenilir..
Sonra….
Evet ya sonra, Aikido bitti mi ?
Allah’a şükür ki Hayırrrr.
Aikido teknikleri Bitmedi…Bitmiyor….Bitmeyecek..
Biz teknikler üzerinde yoğunlaştıkça.yeni yeni şeyler öğreniriz.
Ve bu da bizim ömrümüzce sürecek bir Aikido Macerası ‘na atılmamız demektir.
Aramızda kalsın ama;
Aikido deryasında yeni yeni şeyler keşfettikçe 
Hala çocuk gibi heyecanlanıp mutlu oluyorum..

8 Şubat 2019 Cuma

Düşünceler..


Bu gün benim öğrencim olmadığı halde 
bir misafir öğrenci geldi dersime.
Kendisi bir o kadar küçük ve bir o kadar da esnek bir delikanlıydı.
Lütfen bana bir teknik öğretirmisin ?”deyince.
Dayanamadım ve en sevdiğim Tekniklerden birini (İkkyo) öğretmeye karar verdim.
Suratıma yumruk at” dedim.
O  yumruğunu savurur savurmaz ben de kolunu çevirip onu kilitledim.
Sonra da tekniğin gücünü biraz hissetmesi için  
baskıyı biraz arttırdım.Sonra da sordum?
Nasıl, canın yanıyormu?”diye.
Gülerek suratıma baktı.”Hayır hiç acımıyor.”dedi.
Oysa tekiniği belkide bin kez yapmıştım.
Ve yanlış yapmadığımdan emindim.
Ben baskıyı daha da arttırıp ,neredeyse dirseğini incitecek kadar bükünce , “acıdı”dedi.
Neyse,tekniği bu sefer ona yaptırıp.bir güzel öğrettim.
Sonra böyle bir tecrübenin ardından  düşünmeye başladım.Vardığım sonuç;
Aynı  teknik;
yeni kişiler karşısında(uke) yeniden oluşturulmak zorunda.
Farklı rakiplere aynı tekniği aynı şekilde yapamazsın.
Her rakip ,yeni bir bulmaca anlamına geliyor..
Bu da sonsuz kişi = sonsuz teknik demek oluyor..
Böyle bir savaş sanatı tercih ettiğim için kendimi kutlayıp,son bir çıkarım yapmak istiyorum.
Aikido;
İnsanın zekasını geliştiren ve mutlu eden bir savaş sanatıdır..

2 Şubat 2019 Cumartesi

Düşünceler..


Bir dövüş sanatınının olmazsa olmazı? Onun işe yarayabilmesidir.
Yani bir dövüş sanatı kavgada işe yaramıyorsa,ona dövüş sanatı denilmez…
Diyelim ki ; İki kişi tartışmaya başladı,
sonra sesler yükselmeye başladı,ve eller kalktı.Belliki kavga edecekler.
Şimdi hangisi kazanır?
Cevap genel olarak şöyledir.”tabiki iyi dövüşen  kazanır.”
Pekii,bu dövüşçünün,  
rakibinin ağzını burnunu dağıttığını, bir güzel dövdüğünü düşünelim.
Gerçekten  kazanmış mı oldu?
Dayak yiyen adam o anda nasıl bir pisikoloji içersindedir.Neler hisseder.Ne düşünür?
Hiç aklınıza geldimi bu sorular?
Ünlü bir adamın şu sözleri hep aklımda dır.
”Kavga etmek  İnsanlığa yapılan en büyük haksızlıktır.”
Acaba yaptığım kavgalardan sonra
kendime sorduğum şu soruyu size de sorsam ne cevap verirsiniz?
Bu kavga bana ne kazandırdı...?
Hayat insanı evriltiyor.Evet ben de evrildim..
Bu soruları uzuun uzun düşündüm .Bir de Aikido mantığını öğrenmeye başladıktan sonra..
Diyebilirimki kavgalarım hiç tat vermemeye başladı.
Çünkü birisiyle tartıştığımda genellikle kavgaya dönüşmeden sorunu çözmeye başladım.
Kavgalarım ın sonucunda artık kan yoktu,morarma yoktu,şiddet yoktu…
Evet belki karşımdakine kendimi anlatamıyorum,yada ben onu anlamamış olabiliyorum.
Ama şiddet yok artık kavgalarımda.
Böyle bir durumun en büyük kazancı nedir diye sorarsanızi..
Hayatım daha huzurlu…

28 Ocak 2019 Pazartesi

Ölüm..


Bu hafta sonu bir Aikido seminerimiz oldu.
Bu seferki seminer farklı bir amaçla yapıldı.
Geçen ay vefat eden bir Aikido Hocamın anısına yapılan bir seminer oldu.
Kendisi ,sadece teknik olarak değil,
gerek ahlaki,gerek,insanlık,gerek dürüstlük açısından Kendisini yetiştirmiş Aikido Camiasının en değerli hocalarından biriydi.
Çok şükür ki onunla çalışma fırsatım oldu.
Bolca sohbet edebildim.Ve değerli tecrübelerinden faydalanabildim.
Allah rahmet eylesin.Çok sevgili Bülent Bakkaloğlu hocam.
Şu an neler yazacağımı pek bilemiyorum.
Bir yandan onun gibi birisini tanıdığıma sevinirken.Bir yandan da ölümü  ziyadesiyle  kalbimi acıtıyor.
Ölüm karşısında insan acaip oluyor! 
Mesela ben ; Farklı farklı bür sürü duygum ruhumda geçit töreni yapıyorlar;
Ben kimim ? neyim? hayatın anlamı nedir? Ne istiyorum? Vb.bir sürü soru beynimi meşgul ediyor.
Kah pesimist bir ruh haline düşüyorum,kah bir den umut doluyor içim.Yani saçma sapan oluyorum.
Tabiki bu ruh halim birkaç gün sürüyor..
Sonra mı?
Sonrasını hayat hallediyor.
Yani dünya,sorunlar,sıkıntılar,sevinçler ..Ölümü unutturuyor.ve normal bir seyire giriyorum.
Sadece şunu söylemek istiyorum.
Ölüm hayatımızı sarsan en büyük Deprem..
Hele bir de sevdiğimiz ölünce….

23 Ocak 2019 Çarşamba

Sıkılmak 2..


Hayatımızın her yerinde rutinler vardır.
Mesela 
her sabah kalkmak,
her gün işe ,okula,vb.yerlere gitmek,her gün yemek yapmak ,
hatta yemek yemek bile sıkıcı gelebilir insanlara.
Çünkü gerçekten de insan yapısı rutin şeyleri istemeyebilir.
Özellikle bazı ruhsal durumlarda daha fazla sıkılırlar..
Ben bu ruhsal sıkılma durumunu kısa  süreliğine kabul edebilmekle birlikte.
rutin şeyleri yapmaya başladığımızda kesinlikle geçeceğine inanıyorum.
Diyebilirim ki tecrübelerim bana bunu sayısız kere isbat etmiştir.
Aslında sıkıcılık özellikle öğrenmede çok büyük bir problem olmaktadır.
Bir öğretmen olarak,en çok şikayet aldığım şeyi
“Hocam yine mi aynı teknikler.Bıktım aynı teknikleri tekrarlamaktan”sözleriyle açıklamak isterim.
Evet öğrenme metotlarının bence en önemlisi tekrar dır.
Ben bir tekniği beş dakikada öğretebilirim.
Evet  en yeteneksiz öğrencim bile bir tekniği beş dakikada öğrenebilir.
Ama bir hafta sonra o tekniği tekrar sorduğumda
Ne yazık ki  geçen hafta öğrenmiş olan öğrencim bu hafta bana boş boş bakar…
O zaman tekniği tekrar ettiririm .hatta birkaç kere üst üste yaptırırım.
Eğer öğrencim biraz akıllıysa tekrarlarıma ses çıkarmaz ve mızmızlanmadan tekniği yapar.
Yok eğer biraz hayta ise hocam hep aynı teknikleri tekrar ediyoruz ,
Ben çok sıkıldım deyip
Bir de utanmadan yeni teknik yok mu derse. 
İşte o zaman kızar inadına en az on hatta yirmi kez aynı tekniği yaptırır.
o öğrencimi yorgunluktan bitirir.ve yenisine geçerim..
 Bir hocam bana şöyle demişti.”Tekrar öğrenmenin anasıdır”
Ve ben bu sözü hiç unutmadım.
Ve tekrar etmekten hiç sıkılmadım…

17 Ocak 2019 Perşembe

Sıkılmak 1..


Dün 8 yaşındaki bir öğrencimle sohbet ediyordum.
Kendisi ,zayıf mı zayıf ,incecik ,ve minyon bir hanımefendi dir.
Neyse sohbet koyulaştıkça  özel konulara girmeye başladık.
Dedimki ona eee,tatilde ne yapacaksın?
Evdeyiz dedi.
Bir yere gitmeyeceğiz.Ve ben yine sıkılacağım.
Sen çok mu sıkılırsın? Diye sordum?
Evet dedi.
Ben herşeyden sıkılırım.ve devamla Yüzünü buruşturarak
zaten her şey çok sıkıcı “dedi.
O kadar ciddi konuşuyordu ki.
Hem bu kadar sevimli olup hemde ciddi bir şeyler konuşması
Acaip bir duygu durumu oluşturdu bende.
Bir an ciddi duruşumu bozmadan onu dinlemeye devam mı edeyim.
Yoksa güleyim mi? Bilemedim.
Neyse ciddi durmayı başarıp.Sohbete devam etmeye karar verdim.
Ders çalışmak sıkıcı,yazı yazmak sıkıcı,hatta oyun oynamak bile sıkıcı dedi..
Ben de şöyle bir savunma yapma ihtiyacı hissettim.
Ona dedimki.
Aslında her insanını sıkıldığı bir şeyler vardır.Ve sıkılmak doğal bir davranış şeklidir.
Mesela ben,dedim..
Merakla bana baktı,ve seninde sıkıldığın şeyler var mı? Diye sordu.
Tabiki. Ama aramızda kalacak dedim.
Söz dedi;
Ben sabah erken kalkmaktan çok sıkılırım.Dedim.
Oda hemen beni onayladı.Evet ben de sıkılıyorum.Dedi.
Ama biz insanlar yapmak zorunda olduğumuz sıkıcı şeyleri de mutlaka yapmalıyız dedim.
Aslında ben böyle sıkıcı şeyleri değiştirerek onların sıkıcılıklarını yok edebiliyorum.Dedim.
Nasıl? Diye gözleri meraktan açılarak bana baktı.
Mesela erken kalkmak zorundayım ve ne zaman erken kalksam artık bunu ajanlık oyununa çeviriyorum.
Nasıl? Diye tekrar sordu.
Uyandığımda yatağımdan 
sanki bir ajanmışım ve hiç ses çıkarmamam gerekiyormuş gibi sessizce çıkmaya çalışırım.
Sonra diyelim yüzümü yıkayacağım, sessizce ve en az şekilde suyu açar yüzümü yıkarım.
Sonra bir kahve içmek için mutfağa geçerim.Sessizce ışığı yakmadan çaydanlıkta su ısıtırım,
Görmeden ve sessizce bir fincan alır,ve içine yine sessizce kahve koyarım.
Sonra en zor sınava gelir sıra.
Kızımın odasına sessizce girer ve onu uyandırmadan öperek çıkmaya çalışırım.
Vay be dedi.
Ben de deneyeceğim.dedi.
Hadi bakalım dedim.ve sohbetimiz teneffüs zilinin çalmasıyla son buldu.

14 Ocak 2019 Pazartesi

Düşünceler..


İki kişi tanımıştım.Ortak yönleri olan.
Bu iki kişi spor yapmayı seven samimi  sohbeti güzel iyi insanlardı.
Bu arkadaşlar birbirlerini asla tanımadılar. 
Çünkü birini 2010 yılında diğerini de 2015 yılında  farklı yerlerde tanıdım. 
Şimdi ise ikisi ile de İstanbul dışında oldukları için artık görüşemiyorum.
Bu sevgili arkadaşlarımın bende iz bırakmalarının en büyük sebebi çok önemli bir ortak yönlerinin olmasıydı.
İki si de Kick boks hayranı ve Kick boks yapıyorlardı.
Birincisini tanıdığımda 2 yıldır Kick boks yaptığını ve hala devam ettiğini söylemişti.
İkincisi ise sadece bir yıl yaptığını ve bıraktığını söyledi.
Birincisi bana Kick boksu anlatırken ; 
Öyle bir spor ki  bu özellikle güce, tabiki de teknik bilgiye dayanır.
Ama diyelim ki kondüsyon un yetmedi müsabakada ayvayı yedin, 
o zaman rakip seni kesin yener pestilini çıkarır dedi.
Bu sporu yapıyorsan yumruk yemeyi de tekme yemeyi de göze alman gerekiyor. 
Ve ben bu adrenalin dolu spora bayılıyorum dedi.
İkinci arkadaşım da;
Bu spor a biraz gazla gitmiş birisiydi. 
En sert dövüş sporlarından birisi Kick boks dur. Rakibe tekme de atacaksın yumrukta atacaksın. Bir yumrukta işini bitireceksin. Gibi dolduruşlarla başlamış Kick boks a
Fakat ancak bir yıl devam edebilmiş. Sonra da bırakmış.
Bana söylediği şuydu;
her hafta bir tarafım morarır dı. Bir gün gözümün üstüne öyle bir yumruk yedim ki bir ay acısı geçmedi. Bana göre olmadığını anlamam bir yıl sürdü. Dedi.
İnsan hayatta ne istediğini bilmeli bence. 
Eğer ne istediğini bilmiyorsan rüzgarın önündeki bir yaprak gibi savrulur durursun.
Ben hayatımda 3 farklı dövüş sporu denedim. 
Ve ancak kendime uygun sporumu (Aikido)  bulabildim.
Şimdi..Sevgili arkadaşlarım benim naçizane tavsiyem;
Gaza gelmeyin.
Sırf adrenali var diye bir spor seçmeyin.
Kendinize dönün?
Nasıl birisiniz? Ve ne istiyorsunuz?
İşte bunlardan sonra kendi sporunuzu bulabilirsiniz.

11 Ocak 2019 Cuma

Düşünceler..


Bir şövalye filmi izledim.Aslında çok matah olmayan sıradan ve eski bir filmdi.
Fakat filmde benim dikkatimi çeken şey oldu.
Filmin kahramanı At üstünde mızrak savaşı yapıyordu.
Bu kahraman mızrak dövüşünü başka bir şövalyeden değilde.Kendi çalışarak öğrenmişti. 
Ve ilginç bir şekilde bir çok kişiyi yenmeye başlamıştı.
Filmin kötü şövalyesi ise Askerde eğitim görüp yetişmiş  o zamana kadar hiçbir kişiye yenilmemiş namağlup bir şövalye’ydi.
Bu kötü şövalye ,kahraman fakat toy şövalyeyi izlediğinde.Şu cümleyi kurdu.
Çok ilginç! Hiçbir taktiği yok ve hiç korkmuyor. Katıksız bir güçle rakibine bodoslama dalıyor”dedi.
O zaman benim aklıma bazı öğrencilerim geldi.
Çünkü bazı öğrencilerim,onlarla müsabaka yaptığımda,
benim onların canını yakmayacağımı bildikleri için bana korkusuzca ve rastgele dalıyorlardı.
Ben ise böyle bir durumda ne yapabileceğimi kestirmekte zorluk çekiyor,ve onları alt etmekte sıkıntılar yaşıyordum.
Düşünsenize karşınızdaki rakibin hiç tekniği taktiği yok.Allah ne verdiyse dalıyor.
Siz olsanız böyle bir rakibe nasıl bir taktik uygularsınız? Onu  yenmeyi nasıl başarabilirsiniz?
Bir Aikido cu olarak benim de kendime sorduğum sorulardan biridir bu.
Uzuun uzun düşünmelerden sonra. şöyle bir taktik buldum.
Rakibim bana saldırdığında İlk önce  savunma durumuna geçiyorum.Ve onun yumruk yada tekmelerinden uzak duruyorum.
Ellerimle blok alıp ayak hareketlerimle(tai sabaki) rakibin açık vermesini sağlıyorum.
Sonra eğer rakibim 10 yaşından küçükse sadece elini veya kolunu yakalayıp onu kilitliyorum.
Yok eğer daha büyükse  verdiği açığa göre ona yumruk atarak cesaretini kırıyorum.
Ve o korkmaya başladığı anda da onu kollarından kilitleyerek dövüşü sonlandırıyorum..
Nasıl ? beğendinizmi?
Şimdi sorumu soruyorum;
Peki siz olsanız nasıl bir strateji uygularsınız?

8 Ocak 2019 Salı

Karate Nedir?


Karate nedir?
Karate nedir diye her hangi birisine sorsam.Mutlaka söyleyecek bir şeyleri vardır.
Çünkü Türkiye de dövüş sanatı denildiğinde aklımıza Karate gelir.
Ben bile ilk dövüş  filmimi izlediğimde.Karate ci olmaya karar vermiştim.
Film den çıkıp sağa sola tekmeler savurduğumu,ve garip sesler çıkardığımı hatırlıyorum.
Ve ilk dövüş sporu olarak neye başladım,tahmin edin?
Tabiikii Karate ye.
Yaklaşık bir sene kadar Karate yaptım.
Karate de beni en çok etkileyen şey sistem di.
Evet ,gerçekten size her şeyi sistemli bir şekilde öğretiyorlardı. Ve bu beni çok etkilemişti..
Karate maceram bir sene sonunda  hoca şansızlığına uğrayarak son bulmuştu.
Ne derler kötü yemek iştahtan,kötü hoca da Karate den edermiş…
Neyse Karate hakkında herkesin az yada çok bilgisi var diye düşünüyorum.
O yüzden ben farklı bir şeyler söylemek istiyorum.
İzlediğim karate turnuvaları ,maçlar,veyahut tecrübelerim den çıkardığım en önemli iki şey şu oldu.
Birincisi;
Karate bazı branşlara karşı işe yaramayabiliyor.Bunun da en büyük sebebi kuvvete ve çevikliğe  dayanması.
Yani çok kuvvetli yumruğun yada tekmen yoksa karşındaki rakibi yenemeyebilirsin.
İkincisi;
Belli bir yaş dan sonra karate yapman mümkün olmuyor.
Yani ne bileyim otuzundan yada kırk ından sonra Karate tekniklerini istediğin güç ve çeviklikle yapamayabiliyorsun.
Şunu da söylemeden geçmeyeyim. Bunlar benim nacizane düşüncelerim. Yani yüzde yüz doğrudurlar demiyorum.
Bütün bu sözlerimden sonra bilmenizi isterimki yinede  Karate benim en saygı duyduğum dövüş sporlarından birisidir. Ve olmaya devam edecektir.

4 Ocak 2019 Cuma

Açıklamalar..


Geçenler de bir video izliyorum. Video ya şöyle bir başlık atmışlar.
‘’Dünyanın en ölümcül 10 dövüş sporu’’ diye.
Ben de işim gereği böyle videoları mutlaka izler not alır ve takip ederim.
Neyse baktım. On dövüş sporunun arasında 
Kikboks, MMA , Krav Maga, Thai Box, Capoeira, gibi dövüş sporları vardı. Acaba Aikido varmı diye baktığımda  
Evet..Aikido da vardı.
Ama dövüş sporlarını tanıtanYoutuber  Aikido ‘yu anlatırken.
Aikido içinde tekme ve yumrukların olmadığı bir savunma sporudur. Dedi.
Bu lafları duyunca gene kan beynime çıktı.
Arkadaş  hem ölümcül dövüş sporu diyorsun.
Hem de sadece  savunma yapıldığını. Rakibine bir fiske dahi vurmadığını söylüyorsun.
Videoyu sonuna kadar izledim.
Sonra Youtuber arkadaşımıza üslubuyla Aikido nun sadece bir savunma sanatı olmadığını, Savunması çok iyi olan bir savaş sanatı olduğunu, gerektiğinde yumruk ta tekme de attığımızı anlattım. Bilmem ne kadar beni ciddiye aldı?
Buradan bir daha söylüyorum.
Sevgili arkadaşlarım. Bir Aikido tekniğine başladığımızda  doğru yerde doğru pozisyonumuzu alır ve rakibi keseriz(siz yumruk atın).
Sonra rakibin konumuna göre tekrar pozisyon alıp tekrar keseriz(siz bu sefer tekme atın).
Vee tekniğin sonuna ulaştığımızda, rakibin bir tarafını kırarak savaşı sonlandırırız..

1 Ocak 2019 Salı

Düşünceler..


Bir dövüş sanatında olması gerekenleri daha önceki yazılarımda madde madde ele aldım.
Aslında amacım herhangi bir dövüş sanatını gördüğünüzde
bu bilgilerin;
 size biraz daha profesyonel bir bakış açısı sağlaması.
Ve de bir dövüş sanatı seçerken nelere dikkat etmen gerektiği konusunda kısmen de olsa bir  fikir edinebilmeniz di.
Şunu bilmenizi isterim ki tabii ki bunlar benim hayat tecrübelerim, ve görüşlerim..
Siz belki de bazı görüşlerimi gereksiz bulabilirsiniz. 
Yada başaka bir şey  ilave etmek isteyebilirsiniz.
Bu konu da sadece şunu diyebilirim.’’ Sizin görüşlerinize saygı duyarım’’..
Not (Keşke eleştiri veyahut fikirlerinizi bana bu yazımı yazdığımda bildirebilseydiniz.)
Amaa ben yine de her zaman görüşlerinizi bekliyor olacağım. Bunu bilmenizi isterim..